Anti-Kütüphaneniz Var mı?



“Peri masalları sadece ejderhaların var olduğunu anlattığı için değil, bizlere ejderhaların yenilebileceğini anlattıkları için gerçek olmanın ötesinde bir değere sahiptir.

G. K. Chesterton


Bir çocukken büyüklerim bana kitap okumasaydı ve ben büyüdükçe kitap okumaya devam etmeseydim bu sözü ve bana kattığı öğretisini hiçbir zaman öğrenemezdim. “Zorlukların gerçek olmasından daha gerçek olan bir şey varsa o da zorlukları yenebileceğimizdir.” Bu felsefeyi İngiliz yazar G. K. Chesterton kitaplarını okuyan her okuyucusuna armağan etti.


İşte kitabın ve okumanın gücü budur. Geçmişin ve bugünün onlarca büyük beyni, dehaları size düşüncelerini, felsefelerini, keşiflerini hediye eder. Bir insanın ömrüne sığamayacak kadar, kendi aklı ile ulaşamayacağı kadar bilgi ve deneyim sözcüklerle, cümlelerle, paragraflarla, sayfa sayfa önünüze serilir. Bu nedenle bu yazım kitap okumakla ilgili.


Hafta sonu kitap fuarına gittim. Evde henüz okumadığım onlarca kitap varken, yine elim kolum kitap dolu çıktım fuardan. O an beni çeken bir kamera olsaydı, yüzümdeki büyük mutluluğa tanıklık ederdi. Arabayla eve doğru ilerlerken eşime; Bu bir hastalık mı? diye sordum. Yani kitap almayı durduramamak? Evde henüz okuyamadığım kitaplar olduğu halde yeni kitaplar almak bir tür maymun iştahlılık halimiydi? Ya da aç gözlülük mü yapmıştım? Yol boyunca bu konuyu konuştuk.


Eve gelince konuyu biraz da internetten araştırmaya başladım. Okudukça içim rahatladı. Öncelikle yalnız değildim. Çünkü dünyada birçok kitap sever aynı şekilde okuduğundan daha fazla kitap alıyordu. Elbette bu bilgi içimi rahatlattı.


Daha da güzeli bu bir hastalık da değildi. Birçok ünlü yazar, düşünür, bilim adamı ve ilham aldığımız kişiler okuduklarından daha çok sayıda kitabı içeren kütüphanelere sahipti. Misal ünlü İtalyan yazar (bilim insanı, edebiyatçı, eleştirmen ve düşünür) Umberto Eco’nun kütüphanesinde 30.000 tane kitap olduğunu öğrendim. Eco okunmamış kitaplardan oluşan bu kütüphaneye “anti-kütüphane” diyor ve burayı bir araştırma ve bilmediklerini öğrenme alanı olarak tanımlıyordu. Umberto Eco, insanın okudukça ve bilgisini arttırdıkça giderek daha fazla sayıda yeni kitap aldığını ve anti-kütüphanesini zenginleştirdiğini söylemişti.


Okuduğumuzdan daha çok sayıda kitap alma eğiliminin etrafımızı bilgiyle çevirme ihtiyacımızdan kaynakladığını söyleyebiliriz. Okumadığımız kitapların okuduğumuz kitaplar kadar faydalı olduğunu söylemekte doğru olacaktır. Çünkü insan evrende ne kadar çok bilgi olduğunu, bu sonsuz bilgi karşısında sürekli kendini geliştirmesi gerektiğini bu kitaplar aracılığı ile çok daha hızlı fark ediyor. Yine bilmediğimiz ya da yanlış bildiğimiz onlarca konu olduğunu okumadığımız kitapların çokluğunu gördükçe anladığımızı ve etrafımızı kitaplarla donatmanın bu farkındalığı hep aklımızda tutmamızı sağladığını söylemek de mümkün.


Anti-kütüphaneye sahip olmak kendi bildiğimizi evrenin gerçekliği sanma yanılgısına düşmemizi ya da bir konuda sadece bir kitap okuyup buradaki bilgi ile genellemeler yaparak dar düşünmemizi engelliyor. Çünkü anti-kütüphanemiz bize bilmediğimiz milyonlarca şey olduğunu hatırlatan bilge bir öğretmen gibi raflardan hep bize bakıyor.


Hem ayrıca insan sadece okumak için kitap almaz ki. Bazen o kitabın rafta durma hissini seversiniz. Ya da hazır olduğunuzda okumak için sırasını beklediğini bilmek bir kitabın, ne güzel bir duygudur. Öyle değil mi?


Günün sonunda “İyi ki de okuduklarım kadar henüz okuyamadığım onlarca kitap var kütüphanemde.” dedim. Eğer siz de benim gibi bir kitap bağımlısıysanız gönlünüz ferah olsun. Merak etmeyin doğru yoldayız. Bu arada Ankara kitap fuarı gerçekten çok keyifli. Henüz gitmediyseniz mutlaka bir uğrayın. Hepinize güzel bir gün diliyorum.


#antikütüphane #okumak #kitap

32 views
Şeffaf_idea_coaching_logo.png

ideacoaching

İdea Koçluk Eğitim Danışmanlık AŞ

Maidan Ankara, Mustafa Kemal Mahallesi,

2118. Cadde, A Blok, No:37   
Çankaya / Ankara

0-(312)-286 56 46

  • Black Facebook Icon
  • Black Twitter Icon
  • Black Instagram Icon