“Eğitim Şart” Mı?

Updated: Apr 19



Başlığı okur okumaz: “Bu konuda gerçekten bir yazı yazmaya gerek var mı? Tabii ki şart. Her şeyin başı eğitim.” dediğinizi duyar gibiyim. Yine de acaba neymiş diyerek buraya kadar da okudunuz öte yandan. Tahminim o ki, mesleğinizi yapmak, günlük sorunlarınızı çözmek ve rakiplerinizin karşısında bir rekabet avantajı yakalamak için ihtiyacınız olan bilgiler ve yetenek seti geçmişte aldığınız ilkokul - lise - üniversite eğitiminizde öğrendiklerinizden o denli farklı ki; bu soru zaten kafanızı kurcalıyordu. Eğer yeni mezunsanız kendinizi tüm zamanlarınızı ve ailenizin kaynaklarını boşa harcamış gibi hissediyor olabilirsiniz. Eğer bir süredir iş dünyasının içinde iseniz neredeyse her gün yönetmek zorunda olduğunuz krizler, vermek zorunda kaldığınız kararlar karşısında dönem dönem hissettiğiniz stres ve ne yapacağınızı bilememe hali gelmiş olabilir aklınıza. Eğer çocuklarınız varsa onların hayata daha hazır olabilmeleri için ne yapacağınızı düşünüyor olabilirsiniz?


Eğitim şart mı? Bunu tam olarak bilemesek de (kolej eğitimini yarıda kesen ünlü iş adamlarına bir kaç örnek vermek gerekirse: John D. Rockefeller, Steve Jobs, Bill Gates, Larry Page, Mark Zuckerberg ilk aklıma gelenler); öğrenmenin, bilmenin, bilginin değerini sanırım hiçbirimiz yadsıyamayız. Yanlış anlamaya sebebiyet vermek istemem. Bilmek önemli elbette. Öğrenmek ve kendini geliştirmek çok ama çok önemli. Lakin bilginin ve teknolojinin çok hızlı değiştiği ve maalesef güncelliğini o derece hızla kaybettiği ve tarihe karıştığı bir çağda yaşıyoruz:

  • Yazılı ve dijital ortamda öğrenilemeyecek kadar çok bilgi var ve yenileri her geçen gün ekleniyor.

  • İhtiyacımız olan her şeyi hakkını vererek öğrenmeye zaman yok.

  • Dün öğrendiğimiz bir şey yarın kullanılmaz hale gelebiliyor.

Eskiden hayatımızda olmayan bazı şeyler (örneğin internet) artık neredeyse hava gibi, su gibi hayatımızın içine girmiş durumda. Temel bir teknolojik yetkinlik olmaksızın günlük işieri yapmak giderek zorlaşıyor.


Örneğin, günümüzde çok temel düzeyde internet kullanmayı bilmiyorsak; ne elektrik faturamızı ödeyebiliriz, ne otel rezervasyonu yapabiliriz, ne de ürünümüzü pazarlayabiliriz. Yani belki bunları internet kullanmadan yapabiliriz ama muhtemelen haddinden çok zaman ve kaynak harcayarak. Eski usul şubeye gidip, sıra bekleyerek, telefon ile bilmediğimiz yüzlerce insanı arayıp ilgilenecek o birkaç kişiye ulaşmayı ümit ederek.


Daha üst düzeyde bilgi eksikleri daha büyük zaman ve kaynak kayıplarına sebep olur. Dil bilmiyorsak uluslararası iş ortaklıkları kurarken hep sisli bir havada ormanda geziyormuş gibi hissederiz. Proje yönetimi bilmiyorsak, geciken ve bütçesini aşan projeler yüzünden hem itibarımız zedelenir hem de sürekli ceza ödemekten o hayal ettiğimiz kar marjı buharlaşır gider. İletişim ve liderlik konularında bilgimiz eksikse, fikirlerimiz harika olduğu halde bunu insanlara gösteremeyiz bir türlü, kimseyi o hayali gerçekleştirmek için bizimle çalışmaya ikna edemeyiz. Tartışmalar uzar gider. Kararlar uygulanmaz. Projeler yürümez. Nasıl karar vereceğimizi nasıl yeni stratejiler kuracağımızı bilmiyorsak krizler karşısında işe yaramadığını bildiğimiz hamleleri tekrarlarız bu defa farklı olmasını ümit ederek.


Peki formal eğitim müfredatında; “Strateji 101”, “Kriz yönetimi”, “Karar verme”, “Yapay zeka ve insan”, “İşbirliğinde arayüzler”, “Blok zinciri ve gelecek”, “Yaratıcı tasarımın temelleri”, “Zor konuşmalar ve iletişim araçları” vb. gibi başlıklar görüyor muyuz? Peki siz bunların öğretildiği bir okula gitmiş olmak ister miydiniz? Evet, ben de çok isterdim.


Bu konularda yetkin olmayı istemek, her ne kadar doğal bir arzu olsa da, birkaç günlük eğitimler alarak ve bir sertifika koleksiyonu oluşturarak gerçekten bu yetenekleri ustalıkla kullanmayı başarmayı beklemek maalesef günümüzde çok sık yapılan bir hata. Çoğu eğitimin neredeyse %80’ine yakın bir kısmının 3 hafta sonra tamamen unutulduğu söyleniyor. Dahası bu konuların her birinde ustalaşmak belki bir ömür boyu uygulamayı, düşünmeyi ve tecrübe edinmeyi gerektiriyor olabilir.


Öte yandan, önümüzdeki 10 yılda belki şu an adı bile olmayan kavramlarla ilgili meslekler çıkması bekleniyor. Ben orta okuldayken internet yoktu. Oysa şu anda web tabanlı pazarlama uzmanlığı, web tasarımı, bulut teknolojisi, siber güvenlik uzmanlığı insanların kariyer planlarını süslüyor. Bundan 10 sene sonra yapay zeka, blok zincir, robot yönetimi, sanal gerçeklik veya uzay seyahati için aynı şeyin olmayacağını kim söyleyebilir? Benim tahminim, hiçkimse.


Bir yanda sadece öğrenmemiz değil tecrübe kazanarak geliştirmemiz gereken onca yetenek ve konu; öte yanda öğrenilemeyecek kadar materyal ve dahası henüz neye benzeyeceğini bilemediğimiz o yüzden de kendimize o yönde yatırım yapamadığımız bir gelecek. Peki ne yapmak gerek? Bu sorunun kısa cevabı: Adapte olmak, tecrübe aktarmak ve işbirliği yapmak.


Şöyle ki:


1980’li yıllarda zekanın ölçütü I.Q. (zeka katsayısı) idi. Duyguların iş ve özel yaşamdaki öneminin anlaşılmasıyla 2000’li yılların başında E.Q. ( Emosyonel Zeka Katsayısı) daha önemli ve popüler bir kavram olarak öne çıkmaya başladı. Oysa ki; son zamanlarda 21.yy da işdünyasında ayakta kalmak için en önemli şeyin yeni bir parametre olan A.Q: (Adapte olabilme Katsayısı) olacağı söylenmeye başlandı. Yani değişen pazar şartları, müşteri tercihleri ve teknolojik gelişmeler karşısında, ürün, servis, yöntem ve stratejileri uyumlayabilme yeteneği.


Bireylerin bu parametreye sahip olabilmeleri, yani adapte olma yeteneklerini artırabilmeleri için, günümüzün bilgi kalabalığı ve globalleşen rekabet ortamında yapabilecekleri çok basit 5 yeni perspektif değişikliği var:


  1. Sadeleşmek: Yani her şeyi, tüm teknolojileri, tüm pazarlama yöntemlerini, tüm iş modellerini, tüm iletişim tekniklerini kurs üzerine kurs alarak hakkıyla öğrenmenin mümkün olmadığını; lakin seçilmiş bir çekirdek yetenek setinde ustalaşmanın ve farklı yetenek setlerine ustalaşmış insanlarla işbirliği yapmanın çok daha iyi sonuçlar üreteceğini bilmek.

  2. Kademeli olarak odaklanmak: Yani görülmez bir geleceğe hazırlanırken başta farklı alanlarda uygulanabilir prensip ve yetenek setlerine (tasarım, matematik, planlama, iletişim, ikinci bir dil. vb.) önem vermek ve zaman içerisinde şartlar olgunlaştıkça ve kişisel ilgi ve yeteneklerimizi farkettikçe en iyi olduğumuz bir veya iki alanda derinlemesine kendimizi geliştirmek ve kendimize yatırım yapmak

  3. Sonuç ile araçları ayrı tutmak: Değer önerimizi ve elde etmeye çalıştığımız sonucu, bunu yapma şeklimizden ayrı tutarak; değişen şartlarda değer önerimizi gerçekleştirmenin farklı yollarını araştırmak. İşe yaramayan araçları değiştirmek ve yenilerini benimsemekte tutukluk yapmamak.

  4. İşbirliği yapmak: Her şeyi kendimiz yapmaya çalışmanın beyhude bir çaba olacağını baştan kabul etmek ve istediğimiz sonuca gitmek için işinin ehli başka insanlarla çalışmanın artık günümüz dünyasının normali olduğunu farketmek

  5. Tecrübeden faydalanmak: Kısıtlı olan zaman, insan ve finansal kaynaklarımızı gitmeye çalıştığımız yere daha önce gitmiş veya başkalarını defalarca götürmüş, ihtiyacımız olan bilgi ve rehberliği bize sağlayabilecek mentor ve koçlar ile çalışarak hız kazanabileceğimizi farketmek. Bunun modern iş dünyasının vazgeçilmez bir parçası olduğunu kabul etmek.

Günümüzün değişen şartları ve gerçekliği içerisinde sadece bireylerin değil şirketlerin de A.Q. katsayılarını artırmanın yeni ve inovatif yollarını bulmak için kafa yormaları gerektiğine inanıyorum. Ama her şey kişinin kendisiyle başlıyor tabii ki. Eğer buraya kadar geldiyseniz ve okuduklarınıza hak verdiyseniz; önümüzdeki yıllarda oyunun dışında kalmamak için yukarıda saydığım perspektif değişikliklerini nasıl kendi hayatınıza inşa edeceğinizin yollarını araştırmak öncelikli hedeflerinizden birisi olacaktır tahminim.



Şeffaf_idea_coaching_logo.png

ideacoaching

İdea Koçluk Eğitim Danışmanlık AŞ

Maidan Ankara, Mustafa Kemal Mahallesi,

2118. Cadde, A Blok, No:37   
Çankaya / Ankara

0-(312)-286 56 46

  • Black Facebook Icon
  • Black Twitter Icon
  • Black Instagram Icon